ATİLLA YEŞİLADA Fırtına Gelebilir
|
Yılın ilk bulaşıcı salgınını yaşıyoruz. Yunanistan, İspanya ve Portekiz’in bütçe açıklarının borç ödemelerini zorlaştıracağı düşüncesi ile tüm küresel piyasalar çalkantı halinde.
|
Bu sabah beklenenden iyi gelen Aralık sanayi üretim verileri ile Türkiye göreceli olarak sakin, ama bu bizi rehavete sevketmesin. Eğer gerçekten Avrupa’nın bu üç zayıf karnından kaynaklanan bir finansal çalkantı yaşanacaksa, Türkiye bunun dışında kalamaz.
|
Yatırımcılar geçen hafta başlayan çalkantının dinmesi için ABD tarım dışı istihdam verilerinden medet ummuştu, ama veri iyimser çıkmadı. Biraz kafa karıştırıcıydı, örneğin istihdam kayıpları devam etti, ama işsizlik oranı düştü. Eğer ABD istihdam pazarının 2009 performansına bakılırsa, toplam 900 bin kişi işini kaybetmiş, bu yılın en azından ilk 2 çeyreğinde çok yavaş tüketim artışı olacağının işaretidir. ABD’nin tüketimi de Çin’le beraber dünyayı sürükleyen iki lokomotiften biri ve hala tekliyor. Hafta sonu G7 toplantısında da küresel ekonomi tam rayına oturuncaya kadar kamu harcamalarının devam edeceği vurgulandı. Bu açıklamayı da iyimser bir gelişme olarak görmek isteyenler çıkabilir, ama aslında G7 henüz kürenin sürdürülebilir büyümeye geçmed,ğini düşünüyor.
|
Bu ortamda, AB’ye üye ve Euro’ya dahil ülkelerin aniden zor duruma düşmesi, önümüzdeki günlerde fırtınanın biraz daha sertleşebileceğinin işaretidir. Aslında bu fırtınayı durdurmak çok kolay. Avrupa Merkez Bankası (AMB) veya Almanya Yunnistan ve diğer kırılgan olarak algılanan ülkelerin borçlarının Birlik garantisi altında olduğunu söylerse çalkantı durulur. Bunun yanında, kırılgan ülkelerden gelecek yeni mali tedbirler alınacağı açıklaması da yararlı olabilir. Eğer bunlar yapılmazsa, Yunanistan ve daha da kötü durumda olduğu iddia edilne İspanya gibi AB ülkelerine “saldırı” gelebilir. Tüm bu ülkeler Euro üyesi olduğu için saldırı para birimlerine yapılmaz, ama bu ülkelerin Hazineler,i veya özel kurumları borç bulamaz, ya da çok pahalı bulur.
|
Yunanistan da bizim Hazine gibi her ay düzenli olarak yeni borçlanmaya çıkıyor. Eğer kimse borç vermez, ya da çok pahalı borç verirse, bir noktada Hazine’nin dış kaynak ihtiyacı karşılanamaz hale gelir, moratoryum ilan edip etmeyeceği sorgulanır. Henüz bu noktaya yakın dahi olduğumuzu sanmıyorum. Ama, başka ve daha gerçekçi bir tehlike var. Yunan, İspanyol, Portekiz Hazineleri borçlanmakta zorlanırsa, özel kurumlar, örneğin, düzenli olarak Interbank pazarında kendilerini fonlamak zorunda olan mali kurumlar sarsılabilir. Büyük bir bankanın batması ya da devletleştirilmesi halinde ise çalkantı krize dönüşebilir. Yatırımcılar sürü iç güdüsü içinde diğer küçük ekonomilerin para birimlerine saldırabilir (açığa satarak devaluasyona zorlamak). Yazıyı uzatmamak için özetliyorum, Türkiye Yunanistan’ın yanı başında olmasına rağmen olası bir küresel bulaşmadan en az zarar görecek ülkelerden biri, ama böylesine bir ortamda mali piyasalarımızın prim yapmasını beklemek pek de gerçekçi olmayabilir.
|
Size en kötü senaryoyu verdim. Olayların gidişatının buraya kadar devam etmesien AB’ni diğer ülkeleri veya AMB’nın izin vereceğini sanmıyorum. Ama, bir anlamda büyük spekülatörlerle ülkelerin karşılıklı birbirini sınadığı bir ortama girdik. Bunlar tehlikeli günler çok dikkatli olmakta fayda var.
|
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, sadece yorum ve tavsiyelerde bulunan kişinin görüşlerine dayanmakta ve Eczacıbaşı Menkul Değerler A.Ş.'nin görüşlerini yansıtmamaktadır.
|